
Benim menopozum başlayalı uzun zaman oldu. O zamanlar 47-48 yaşımdaydım. Belki daha erken bile adetten kesilirdim ama 38 yaşımda 4. çocuğumu doğurdum. Kimse bana “Çocuk doğur, menopozun gecikir.” dediği için değildi; bilmeden hamile kaldım. Menopozum da o nedenle gecikti.
Menopoza girdiğimi fark etmem zor olmadı. Hatırladığım kadarıyla önce kanamalarım kısa kısa gelmeye başladı, aralarındaki zaman uzadı. Sonra daha şiddetli kanamalarım oldu, sonrasında da tamamen kesildi. Menopoza girmemle birlikte hayatımda ne değişti bilmiyorum. O zamanlar kimse bunu konuşmazdı, ayıptı. Hâlâ öyle, konuşmayız fazla üzerine. Ama en net hatırladığım şey bunaltıcı sıcaklardı.
Menopozdan önce de sonra da nedir, ne değildir diye pek bir şey bilmiyorduk. Tek bildiğim, “Kadınlar belli bir yaşa gelince artık adet olmuyorlar, bunun da adına menopoz deniyor.” Benden küçük kız kardeşim 32 yaşında girmişti menopoza. Çok gençti, onun için çok erkendi, üzülmüştük. Kendine, sağlığına hiç dikkat etmiyordu; acaba ondan mı erken olmuştu diye düşünmüştük. Belki de ondandı, mutlaka etkisi vardır. O hepimizden önce menopoza girince bizim bildiklerimiz hep onun yaşadıkları oldu. Zamanı gelince biz de, ben de deneyimledik tabii benzer şeyleri. Herkesin sürecinde aynı olan şeyleri de, çok farklı olan şeyleri de gördük; hiçbirimizin kaçamadığını da.
İnsan kendini hep genç kalacağım zannediyor. Galiba kadınlar için menopoz bu fikirle ilk karşı karşıya geliş. O zaman anlıyorsun hep genç kalmayacağını. Tabii menopoza girmek yaşlanmak demek değil, en yakın olarak kardeşimde de gördüm bunu. Ama yine de şimdi bile düşünmeden edemiyorum geçen zamanları.
Doktora fazla gitmezdik o zamanlar. Düzenli kontrol, muayene yoktu; öyle bir şey. Her şeyi kendi kendimize yaptık, öğrendik. Birbirimize anlattık, yardım ettik. Belki bazı şeyleri doğru yapmadık ama o zamanlar öyleydi. Zırt pırt gidilmezdi doktora.
Menopoza girdikten bir süre sonra hastalıklarımın arttığını düşünmeye başladım. Şimdi saysam bir sürü hastalığım var. Bazıları menopozdan önce de vardı ama menopozdan sonra ortaya çıkanlar sanki daha fazlaydı. O zaman gittiğim doktorlardan biri hormonlarla ilgili olabileceğini söylemişti, şaşırmıştım. Demek ki artık dizlerimin daha fazla ağrıması hormonlarımla alakalıymış. Hâlâ aklım tam ermiyor ama vardır bir bildikleri diye düşünüyorum.
İnsan özellikle gençken kendine dikkat etmeli, hiç hasta olmam dememeli. Utancı, ayıbı bir kenara bırakıp sağlığını, kendini düşünmeli. Yaptıklarımız kadar yapmadıklarımız da önemli. O yüzden biz iyi gelen şeyleri arayıp bulmamız lazım.
Feminist Çerçeve sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
