Hande Ortaç’ın SUS Romanı: Şiddet, Adalet ve Hakikat

Dilan İpek “Bir av partisinin en masumu avın ta kendisi değil midir? Avcı silah kuşanır. Ganimetlerin doğal ortamına sızar. Ona hissettirmeden yaklaşmak, onu iyice görmek, aman ha görünmemek için kamuflajını kuşanır. Mutlak sessizlik ister. Duyulmaması mühimdir. Etrafındaki her şeyi susturur. Şşt! Av başladı bile. Kulaklarımız sağır olana kadar susalım.” Bu sözlerle başladı Hande Ortaç’ın Sus romanı. Av metaforu, üzerine düşünülmesi gereken bir anlatım biçimi biz … Okumaya devam et Hande Ortaç’ın SUS Romanı: Şiddet, Adalet ve Hakikat

Karanlık Kız ve Kuramadığımız Bağlar Üzerine

Sabriye Akkul Elena Ferrante’nin Karanlık Kız romanıyla kitabı okumadan önce karşılaştım. Bir arkadaşımın uzun zamandır Napoli Romanları’nı okumamı önerdiği bir dönemdeydim. Ancak Ferrante’nin dünyasına girişim bu romanlarla değil, Maggie Gyllenhaal’ın yönettiği Karanlık Kız uyarlamasıyla oldu. Bu durum, romanı okuma deneyimimi de belirli ölçüde şekillendirdi. Leda’yı düşünürken Olivia Colman’ın yüzünü, Nina’yı düşünürken Dakota Johnson’ın beden dilini zihnimden tamamen ayırabildiğimi söyleyemem. Bazı uyarlamalar kaynak metnin önüne geçer; … Okumaya devam et Karanlık Kız ve Kuramadığımız Bağlar Üzerine

Kendi̇ne Ai̇t Bi̇r Oda Üzeri̇ne

Berfin Şirin Tunç “Bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır.” Virginia Woolf’un 1928 yılında kullandığı bu cümle, günümüzde geçerliliğini korumakla beraber, kadınların güncel konumu ve ihtiyaçlarıyla birlikte yeni anlamlar kazanıyor. Bugün hala kadınların özgürce yazabildiği bir durum söz konusu değil. Kendine ait bir odası olup yazabilenler de erkek egemen sistemin altında başka biçimlerde ezilmeye devam ediyor. Kendine Ait Bir Oda; … Okumaya devam et Kendi̇ne Ai̇t Bi̇r Oda Üzeri̇ne

Mira: Her Şey Yolundaymış Gibi, Dizi İncelemesi

Rozana Urkun ***Bu yazı, diziye dair spoiler içerir. HBO Max Türkiye’de yayınlanmaya başlanan Mira: Her Şey Yolundaymış Gibi dizisi, başta müzik seçimleriyle sonrasında ise bir kadının yalnızlık deneyimini nasıl ele aldığını merak ettiğim için ilgimi çekti. Dizi Mira ve Yağız’ın ayrılık sahnesiyle başlıyor. İlk sahne gerçekten ayrılığın ve ardından gelecek olan yalnızlık hissinin bir insan için ne kadar vurucu olabileceğini gösteriyor. Yağız konuşurken Mira’nın tek … Okumaya devam et Mira: Her Şey Yolundaymış Gibi, Dizi İncelemesi

Kadınlık ve Zaman Arasında: X ve MaXXXine

Sabriye Akkul Korku sineması, kadınlık temsilleri söz konusu olduğunda çoğu zaman zamansızmış gibi davranır. Genç bedenler arzu nesnesi olarak sabitlenir, yaşlanan bedenler ise ya görünmez kılınır ya da tehdit olarak kodlanır. Oysa kadınlık, zamanın dışında değil; tam tersine zamanla sürekli müzakere halinde kurulan bir deneyimdir. Yaş almak, görünürlük kaybı, arzunun meşruiyeti ve “geç kalmışlık” hissi, kadın karakterlerin hikayelerinde yalnızca arka plan değil, anlatının belirleyici unsurları … Okumaya devam et Kadınlık ve Zaman Arasında: X ve MaXXXine

Aynı Delilik, Farklı Tepki: Pearl Neden Joker Kadar Anlaşılmıyor?

Sabriye Akkul Korku sineması en sevdiğim türlerden biri olsa da, slasher anlatılarıyla her zaman sorunsuz bir ilişki kurabildiğimi söylemek zor. X serisini izleme kararım da bu nedenle rastlantısal olmadı. L. S. Nehir’in kanalında yaptığı eleştiriler, seriye dair bakışımı şekillendiren önemli bir etki yarattı; ancak bu etki birebir aynı yerden incelemekten çok, filmleri başka bir dikkatle izlemeye yönelten bir karşılaşma oldu. Bu yazı, o eleştirilerden beslenen … Okumaya devam et Aynı Delilik, Farklı Tepki: Pearl Neden Joker Kadar Anlaşılmıyor?

Hafızanın Tekerine Çomak Sokmak

Gözde Çelik Verónica Raimo’nun Yalan Dolan’ı, bizi daha ilk sayfada tuhaf bir huzursuzluğa davet ediyor. Anlatılanın ne kadarı doğru, ne kadarı abartı, ne kadarı tamamen uydurma? Ama belki de zaten asıl soru bu değil. Çünkü Raimo’nun derdi, hayatını dosdoğru bir çizgiyle aktarmak ya da hafızasının sadakatini kanıtlamak değil. Tam tersine, gerçeğin kendisi kadar gerçeği anlatma zorunluluğuyla da alay etmek. Özellikle de kadınların hayatını anlatırken taşıdığı … Okumaya devam et Hafızanın Tekerine Çomak Sokmak

Sessizlik… “Kız Doğdu!”

Esra Özkal Erkek olarak doğmanın ve erkek çocuk doğurmanın ayrıcalık sayıldığı bir toplumda kadınlar hayatta kalma mücadelelerini nasıl sürdürebilir? Amjad Al Rasheed’in yönettiği 2023 yapımı İnşallah Erkek Olur (Inshallah Walad) filmini izlerken zihnimde dolaşan soru tam olarak buydu. Film, Ürdün’de yaşayan 30 yaşındaki Nawal’ın, kocasının ani ölümüyle yaşadığı toplumsal baskıyı ve mirasından hakkını alabilmek için Ürdün’ün ataerkil miras sistemine karşı verdiği savaşı anlatır. Erkek çocuk … Okumaya devam et Sessizlik… “Kız Doğdu!”

Düştükçe

Destina Berfin Sever Bak kalbim çarpıyorDağ yolundan geçerkenKuş değilim ben uçamıyorumYine bırakıyorum kendimi güvenip gökyüzüneKalbim çarpıyor, düşüyorumGözlerim açık, bulutları izliyorumUzaklaştıkça geri duruyorumUzlaşıyorum içimde birileriyleKendimi cebimde taşıyorumYine bırakıyorum kendimi güvenip gökyüzüneKalbim çarpıyor, düşüyorumDüşünüyorum yaşamak nasıldı diyeDüştükçe sözler geliyor zihnimeYine bırakıyorum kendimi gökyüzüneKalbim çarpıyor bak, düşüyorum Okumaya devam et Düştükçe

Aile Dramından Feminist Manifestoya: Leila’nın Kardeşleri

Nihal Ağaoğulları Saeed Roustaei’nin Leila’nın Kardeşleri (2022) filmi, İran toplumunun damarlarına işlemiş ataerkil düzenin çürümüşlüğünü görünür kılmakla yetinmeyip klasik İran sinemasının yerleşik eril kodlarını tersyüz ederek kadın öznesinin görünmez emeğini ve direnişini merkezine alıyor. Ekonomik krizin ağırlığı altında sıkışan bu aile, yalnızca bireysel bir dramın değil; aynı zamanda çözülen toplumsal yapının ve susturulmaya alışkın kadın seslerinin güçlü bir alegorisine dönüşüyor. Filmde ataerkil yapının temsili özellikle baba figürü … Okumaya devam et Aile Dramından Feminist Manifestoya: Leila’nın Kardeşleri