Bir Kadın Spor Yaparken Ne Görüyoruz?

Gözde Çelik

Sydney Sweeney’nin oynadığı son reklam filmi, bir bahis sitesi olan Novig’e ait. Reklam bize kadın bedeninin sporla kurduğu ilişki üzerine yıllardır olduğu gibi tekrar tekrar konuşabilmek için bir başlangıç noktası sunuyor. Reklamda Sweeney’yi farklı sporları yaparken görüyoruz. Ancak burada sporun kendisinden çok, spor yapan kadın bedeninin nasıl gösterildiği öne çıkıyor. Kamera hareket eden, güçlenen, terleyen ve emek veren bir bedeni değil de bakılan ve “estetik” bir nesne olarak kurulmuş bir bedeni görünür kılıyor.

Peki bir kadını spor yaparken göstermek ile kadınları sporda görünür kılmak gerçekten aynı şey mi?

Kadınların spora katılımı söz konusu olduğunda yıllardır karşılaştığımız tablo bunun hiç de basit bir mesele olmadığını gösteriyor. UNESCO verilerine göre kız çocuklarının yaklaşık yüzde 49’u ergenlik döneminde sporu bırakıyor. Bu oran erkek çocuklarının sporu bırakma oranının yaklaşık altı katı. Kız çocuklarının spordan uzaklaşmasının arkasında ekonomik ve toplumsal eşitsizliklerden güvenli spor alanlarının eksikliğine, regl döneminden beden algısına kadar pek çok neden bulunuyor.1

Beden algısı ise bunların arasında özellikle önemli bir yerde duruyor. Kız çocukları büyürken bedenleri hakkında yalnızca “sağlıklı ol” mesajını almıyor. Aynı zamanda nasıl görünmeleri gerektiğini, ne kadar yer kaplayabileceklerini, ne kadar kaslı veya ne kadar zayıf olmalarının “uygun” olduğunu öğreniyorlar. Spor yapmaları teşvik edilirken bile bedenleri üzerindeki toplumsal denetim ortadan kalkmıyor.

Birçok kız çocuğu ne giyeceği ya da giyemeyeceği kaygısıyla spordan uzaklaştırılıyor. Spor yaparken regl kanı kıyafetine geçecek korkusuyla günler geçiriyor. Yeterli ve güvenli alanlara erişimi olmayan kız çocukları spordan git gide uzaklaştırılıyor. Erkek sporculara bağışlanan isimlerini duyurma şansı kadınlara eşit sunulmuyor. Birçok kadın sporcu yalnızca beden görüntüleri sebebiyle hatırlanıyor, başarılarıyla değil.

*

Bize “güçlü ol” deniyor ama çok kaslı olduğumuzda kadınsılığını kaybettiği ima edilebiliyor. “Koş” deniyor ama koşarken bedeninin nasıl göründüğü önemseniyor. “Spor yap” deniyor ama spor kıyafetinin bedeni ne kadar açığa çıkardığı üzerinden yine bedenlerimiz değerlendiriliyor.

Böylece spor, bedenle kurulan özgürleştirici bir ilişki olmaktan çıkıp bedenin sürekli olarak denetlendiği başka bir alana dönüşebiliyor.

Lakin spor kadınlar ve kız çocukları için bundan çok daha fazlasını ifade ediyor. Spor, bedenin başkalarının bakışına nasıl göründüğünden ziyade neler yapabildiğini deneyimleme alanıdır. Güçlenmek, hızlanmak, düşmek ve yeniden kalkmak, bir takımın parçası olmak, rekabet etmek, başarısız olmak ve yeniden denemek. Bunların her biri bedenle kurulan ilişkinin “seksi/güzel/alımlı görünmek” ekseninden uzaklaşmasını sağlar.

Bu nedenle mesele kadın bedeninin spor reklamlarında görünmemesi değil. Tam tersine, kadın bedenini daha fazla ve daha çeşitli biçimlerde görmek gerekiyor. Fakat gördüğümüz şeyin ne olduğunu sorgulamak da gerekiyor. Markalar ve reklam şirketleri kadınların görünür olma taleplerini eğip bükmekte, işlerine geldiği gibi kullanmakta ustalar. Feminist talepler o günün atmosferi içinde kolayca reklamların malzemesi olurken, aynı markalar kısa süre sonra bambaşka bir bakış açısında fikirlere yer verebiliyor. Kadın bakışının var olmadığı bir reklam piyasası dönüp dolaşıp aynı noktaya erişiyor.

*

Sydney Sweeney reklamı etrafındaki tartışmanın önemli taraflarından biri de kadınların spor alanındaki varlığını kullanırken kadın sporcuların yıllardır mücadele ettiği eşitsizlikleri görünür kılmıyor. Kadınların spor yapabilmesi, profesyonel sporcu olabilmesi, ekonomik olarak desteklenmesi, medyada yer bulabilmesi ve başarılarının ciddiye alınması gibi meselelerin yerine, kadın bedeninin dikkat çekme gücünü koyuyor.

Bu noktada Sydney Sweeney’yi tek başına suçlayarak meseleyi kişiselleştirmemek gerekiyor. Asıl sorun, kadın bedeninin neden reklamcılıkta hâlâ bu kadar kolay bir pazarlama aracına dönüşebildiği. Daha da önemlisi, kadın sporunun görünürlüğünü artırmak için neden hâlâ kadın bedeninin cinselliğine başvurmak zorunda olduğumuz.

Kız çocuklarına anlattığımız spor hikâyesini değiştirmemiz gerekiyor.

Bir kız çocuğu spora başladığında ona ilk olarak bedeninin nasıl görüneceğini değil, bedeninin neler yapabileceğini anlatabilmeliyiz.

Çünkü kadınların spordaki varlığını gerçekten güçlendirmek istiyorsak, kadınların o bedene sahip olma, onu kullanma, geliştirme ve onunla dünyada yer kaplama hakkını savunmamız gerekir.

1https://www.unesco.org/en/articles/unesco-report-women-and-girls-access-sport-still-lagging-far-behind?utm_source=chatgpt.com


Feminist Çerçeve sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir Cevap Yazın