Gözde Çelik

Tarih, her zaman erkeklerin hikâyelerini merkeze alır; kadınların toplumsal hayattaki varlığı ise ya görmezden gelinir ya da tali bir ayrıntıya indirgenir. Oysa kadınların yalnızca aile içinde değil, üretim, inanç, savunma ve toplumsal örgütlenme alanlarında da etkin roller üstlendiği inkar edilemez bir gerçektir. Bu roller çoğunlukla tarihin satır aralarında karşımıza çıkar.
Bacıyan-ı Rum hakkında bilgiler sınırlı ve parçalıdır; kimi tarihçiler bu ifadeyi “istinsah hatası”* olarak görüp yok sayarken, kimileri Anadolu kadınlarının örgütlü gücüne işaret eden bir kanıt olarak yorumlamıştır. Ancak ister gerçek bir teşkilat olsun, isterse bir tarihsel tartışmanın konusu, Bacıyan-ı Rum feminist bir perspektiften bakıldığında kadınların örgütlü varlığını hatırlatması bakımından son derece önemlidir.
Bugün, Bacıyan-ı Rum kadınların hem dinsel hem ekonomik hem de toplumsal alanlarda geliştirdiği örgütlenme pratiklerini anlamak için verimli bir tarihsel örnek sunmaktadır.
*
Bacıyan-ı Rum hakkında bilinen en eski ve doğrudan kayıt, Osmanlı tarihçilerinden Âşıkpaşazâde’nin Tevârîh-i Âl-i Osman adlı eserinde karşımıza çıkar. Âşıkpaşazâde, Anadolu’da Osmanlı Beyliği’nin kuruluş sürecini anlatırken dört önemli toplumsal zümreden söz eder: Gâziyân-ı Rum (gaziler), Ahiyân-ı Rum (ahiler), Abdalân-ı Rum (dervişler) ve Bacıyan-ı Rum (kadınlar)1. Bu tasnif, Anadolu’da kadınların da örgütlü bir yapı içinde yer aldığını düşündürmesi bakımından dikkat çekicidir.
Âşıkpaşazâde, ayrıca Bacıyan-ı Rum’un Hacı Bektaş-ı Veli ile ilişkisine değinir. Ona göre Hacı Bektaş, topluluğun önde gelen isimlerinden Hatun Ana’yı manevi evlat edinmiş, kerametlerini ona göstermiş ve yolunu ona teslim etmiştir.2 Bu rivayet, Bacıyan-ı Rum’un yalnızca ekonomik ya da sosyal değil, aynı zamanda tasavvufî bir boyuta da sahip olduğunu düşündürür.
Ne var ki Âşıkpaşazâde’nin bu kısa anlatısı dışında, Bacıyan-ı Rum hakkında doğrudan bilgi veren başka bir birincil kaynak elimizde yoktur. Bu durum, tarihçilerin Bacıyan-ı Rum’un varlığını ve işlevini sorgulamasına yol açmıştır.
Âşıkpaşazâde’nin Bacıyan-ı Rum’dan söz etmesi, tarih yazımında uzun yıllar tartışmalara yol açmıştır. Kadınların örgütlü bir topluluk olarak varlığını kabul etmek, özellikle erken dönem Osmanlı ve Anadolu tarihi çalışmalarında kimi araştırmacılar için kolay olmamıştır.
İlk ciddi itiraz, Alman müsteşrik Franz Taeschner’den gelmiştir. Taeschner, “Bacıyan” ifadesinin bir istinsah hatası sonucu ortaya çıktığını, aslında burada “Hacıyân” (hacılar) ya da “Bahşıyân” (sihirbazlar/ruhaniler) ibaresinin bulunması gerektiğini ileri sürmüştür.3 Bu yaklaşım, kadınların tarih sahnesinde örgütlü biçimde yer almasını “yanlışlık” sayan ataerkil bakışın yansımasıdır.
Buna karşılık, Fuad Köprülü, Bacıyan-ı Rum’un varlığını kabul etmiş, ancak teşkilatın mahiyeti hakkında net bir açıklama getirmemiştir.4 Köprülü, kadınların Anadolu’daki sosyal ve dini hayatta etkin roller oynadığını kabul eder, fakat Bacıyan-ı Rum’un işleyişine dair ayrıntılı bir çerçeve sunmaz.
Daha yakın dönemde ise Mikail Bayram, Bacıyan-ı Rum’u gerçek bir Türkmen kadın örgütü olarak yorumlamış ve onların yalnızca sosyal veya ekonomik değil, aynı zamanda askerî işlevler de üstlenmiş olabileceğini öne sürmüştür.5 Bayram’ın vurguladığı üzere, Bacıyan-ı Rum’un Anadolu’daki uç bölgelerde savunma faaliyetlerine katılmış olması da mümkündür.
Bu tartışmalara ek olarak, dönemin seyyah ve tarihçilerinin gözlemleri de önemlidir. İbn Battuta, Anadolu’daki Türkmen kadınlarının sosyal hayatta aktif, bağımsız ve kamusal alanda görünür olduklarını belirtir.6 Benzer şekilde, Süryani tarihçi Ebu’l-Ferec, Kayseri müdafaasında kadınların şehri savunmaya katıldığını yazar.7 Bu anlatılar, Bacıyan-ı Rum’un gerçek bir tarihsel olasılık olduğuna dair dolaylı kanıtlar sunar.
*
Bacıyan-ı Rum’un yapısı ve işleyişi konusunda elimizdeki bilgiler sınırlıdır; ancak tarihçiler bu örgütlenmenin Ahilik teşkilatıyla bağlantılı olduğunu vurgular. Ahiler, Anadolu’da esnaf ve zanaatkârları bir araya getiren güçlü bir dayanışma yapısıydı. Bacıyan-ı Rum’un da bu teşkilatın kadın kolu olarak işlediği düşünülür.8
Bu bağlamda öne çıkan en önemli figür Fatma Bacı’dır. Kaynaklara göre Fatma Bacı, Ahilerin kurucusu kabul edilen Ahi Evran’ın eşi ve ünlü mutasavvıf Evhadüddin Kirmani’nin kızıdır.9 Bu yönüyle hem dini-tasavvufi hem de toplumsal açıdan güçlü bir konuma sahiptir.
Vilayetnâme ve menakıbnamelerde Fatma Bacı, keramet sahibi bir mürşide olarak anlatılır.10 Onun etrafında toplanan kadınların, üretim atölyelerinde çalıştığı, zaviyelerde toplandığı ve dini sohbetlerde bulunduğu aktarılır. Bu yönüyle Bacıyan-ı Rum yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda tasavvufi bir örgütlenme biçimi olarak da ortaya çıkar.
Ne var ki Fatma Bacı’nın tarihsel konumu çoğu kez erkeklerle olan bağları üzerinden tanımlanır. “Ahi Evran’ın eşi” veya “Kirmani’nin kızı” sıfatlarıyla öne çıkması, kadınların bireysel kimliklerinin tarih yazımında nasıl gölgelendiğini de gözler önüne serer. Bu durum patriyarkal tarih anlatılarının tipik bir tezahürüdür.
*
Bacıyan-ı Rum’un faaliyet alanları çok yönlüydü ve kadınların yalnızca ev içi rollerle sınırlı olmadığını gösteriyordu. Araştırmalar bu topluluğun ekonomik, sosyal, askerî ve tasavvufî boyutlarda etkinlik yürüttüğünü ortaya koyar.
Bacıyan-ı Rum’un özellikle dokumacılık ve deri işleme gibi alanlarda aktif olduğu bilinmektedir. Kayseri’de kurulan atölyelerde kadınların yün ve deri işleyerek ekonomik hayata doğrudan katkıda bulunduğu aktarılır.11 Bu üretim faaliyetleri, Ahilik teşkilatının kadın kolu olarak Bacıyan-ı Rum’un işlevini destekler.
Ayrıca kadınlar, zaviyeler aracılığıyla misafirleri ağırlamış, yoksullara yardım etmiş ve dayanışma faaliyetlerinde bulunmuşlardır.12 Bu işlev, onların yalnızca üretici değil, aynı zamanda toplumsal düzenin sürdürülmesinde aktif bir rol oynadıklarını göstermektedir.
En dikkat çekici olanı ise özellikle uç bölgelerde yaşayan Türkmen kadınlarının gerektiğinde şehri savunmaya katılmış olduklarıdır. Süryani tarihçi Ebu’l-Ferec, Kayseri müdafaasında kadınların da yer aldığını aktarır.13 Mikail Bayram, bu bilgiden yola çıkarak Bacıyan-ı Rum’un savaşçı ve cengaver kadınlardan oluşabileceğini savunur.14
Bacıyan-ı Rum yalnızca ekonomik ve sosyal bir örgüt değil, aynı zamanda tasavvufî bir yapıya da sahipti. Kadınların dini sohbetlere katıldığı, zaviyelerde toplandığı ve Hacı Bektaş-ı Veli çevresiyle bağlantılı oldukları belirtilmektedir.15 Bu yönüyle, Bacıyan-ı Rum Anadolu coğrafyasındaki dini-sosyal dönüşümlerin de önemli bir yerinde konumlanmışlardır.
*
Bacıyan-ı Rum’un tarih yazımındaki serüveni, feminist perspektiften bakıldığında oldukça öğreticidir. Kadınların örgütlü varlığı çoğu tarihçi tarafından ya görmezden gelinmiş ya da “istinsah hatası” sayılmıştır. Franz Taeschner’in Bacıyan-ı Rum’u bir yanlış okuma olarak değerlendirmesi, kadınların örgütlülüğünü ihtimalini dahi kabul etmeyen ataerkil bir tarih yazımı pratiğinin göstergesidir.16
Benzer biçimde, Fatma Bacı’nın tarihsel kimliğinin çoğunlukla “Ahi Evran’ın eşi” veya “Kirmani’nin kızı” olarak anılması, kadın lider figürlerinin bireysel özerkliğinin erkeklerle olan bağları üzerinden tanımlanmasının tipik bir örneğidir.17 Bu durum, kadınların toplumsal ve manevi liderliklerini gölgeleyen bir söylemin parçasıdır.
Feminist hafıza açısından Bacıyan-ı Rum, kadınların tarih boyunca geliştirdiği dayanışma pratiklerinin görünmez kılınmasına karşı güçlü bir hatırlatmadır. Kadınların üretken, savaşçı, tasavvufi ve örgütlü olabileceği ihtimali dahi bazı tarihçiler için “fazla sıra dışı” bulunmuş; bu da kadınların tarihsel özne olarak kabul edilmesinin ne kadar sorunlu görüldüğünü ortaya koymuştur.18
Bugün feminist bir bakışla Bacıyan-ı Rum’u yeniden hatırlamak, yalnızca tarihe dair bir merak değil, aynı zamanda politik bir eylemdir. Bacıyan-ı Rum’un adını yaşatmak, kadınların örgütlü hafızasını sahiplenmek ve “biz hep vardık” demek anlamına gelir.19
Bacıyan-ı Rum, yalnızca tarihsel bir tartışma değil, aynı zamanda günümüz kadın hareketleri için de bir hafıza kaynağıdır. Modern dönemde kadın kooperatifleri, feminist örgütlenmeler ve dayanışma ağları, tarihsel olarak kadınların ekonomik ve toplumsal özerklik arayışlarının devamı olarak görülebilir.20
Deniz Akgül’ün çalışmasında vurguladığı gibi, Bacıyan-ı Rum’un üretime katılımı, sosyal dayanışma faaliyetleri ve dini-tasavvufi yönü, bugünkü feminist örgütlenmelerle birçok ortak özellik taşır.21 Kadınların kolektif güçlerinin tarihin farklı dönemlerinde benzer biçimlerde ortaya çıkması, dayanışma biçimlerinin sürekliliğine işaret eder.
Feminist kolektifler açısından Bacıyan-ı Rum, “geçmişte de vardık, bugün de varız” demenin tarihsel bir dayanağıdır. Bu miras, kadınların tarih boyunca görünmez kılınmasına karşı güçlü bir hatırlatma işlevi görür.22
*
Bacıyan-ı Rum, sınırlı kaynaklarda geçen kısa bir ifade olmasına rağmen, kadınların örgütlü varlığını ve toplumsal gücünü işaret eden değerli bir örnektir. Onların üretimde, dayanışmada, savunmada ve tasavvufî hayatta oynadıkları roller, kadınların tarihsel özne olarak varlığını kanıtlar niteliktedir.
Tarihçilerin tartışmalarına rağmen feminist bir perspektif, Bacıyan-ı Rum’u yokluk üzerinden değil, olasılıklar üzerinden okumanın önemini ortaya koyar. Kadınların tarih boyunca geliştirdiği dayanışma biçimleri, bugün feminist hareketlerin hafızasında yeniden anlam kazanır.
Bacıyan-ı Rum, yalnızca geçmişin gölgelerinden gelen bir anlatı değil, aynı zamanda bugünün kadın mücadelesine uzanan bir dayanışma zinciridir.
* El yazması eserlerin kopyalanması sırasında müstensihlerin (yazıcıların) yaptığı yanlışları ifade eder.
Dipnotlar
- Âşıkpaşazâde, Tevârîh-i Âl-i Osman, aktaran Hatice Çubukçu, “Bâciyân-ı Rûm ve Anadolu Tasavvufundaki Yeri,” FSM İlmî Araştırmalar 5 (2015): 218. ↩︎
- Çubukçu, “Bâciyân-ı Rûm,” 219. ↩︎
- Franz Taeschner’in yorumu için bkz. Mikail Bayram, Bacıyan-ı Rum (Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları, 2002), 11. ↩︎
- Fuad Köprülü, Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1991). ↩︎
- Bayram, Bacıyan-ı Rum, 18–20. ↩︎
- İbn Battuta, Seyahatnâme. ↩︎
- Ebu’l-Ferec, Tarih, aktaran Bayram, Bacıyan-ı Rum, 13. ↩︎
- Hatice Çubukçu, “Bâciyân-ı Rûm ve Anadolu Tasavvufundaki Yeri,” FSM İlmî Araştırmalar 5 (2015): 218–220. ↩︎
- Mikail Bayram, Bacıyan-ı Rum (Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları, 2002), 22. ↩︎
- Çubukçu, “Bâciyân-ı Rûm,” 219. ↩︎
- Deniz Akgül, “Bacıyan-ı Rum’un Günümüze Yansıması” (Sunum, University of Illinois, 2014), 3. ↩︎
- Mehmet Ali Hacıgökmen, “Ankara Ahilerinin Ticarî Faaliyetleri ve Baciyân-i Rûm Hakkında Bir Araştırma,” Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (2002). ↩︎
- Ebu’l-Ferec, Tarih, aktaran Mikail Bayram, Bacıyan-ı Rum (Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları, 2002), 13. ↩︎
- Bayram, Bacıyan-ı Rum, 18–20. ↩︎
- Hatice Çubukçu, “Bâciyân-ı Rûm ve Anadolu Tasavvufundaki Yeri,” FSM İlmî Araştırmalar 5 (2015): 219–220. ↩︎
- Franz Taeschner’in yorumu için bkz. Mikail Bayram, Bacıyan-ı Rum (Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları, 2002), 11. ↩︎
- Hatice Çubukçu, “Bâciyân-ı Rûm ve Anadolu Tasavvufundaki Yeri,” FSM İlmî Araştırmalar 5 (2015): 219. ↩︎
- Bayram, Bacıyan-ı Rum, 18–20. ↩︎
- Deniz Akgül, “Bacıyan-ı Rum’un Günümüze Yansıması” (Sunum, University of Illinois, 2014), 4–5. ↩︎
- Mehmet Ali Hacıgökmen, “Ankara Ahilerinin Ticarî Faaliyetleri ve Baciyân-i Rûm Hakkında Bir Araştırma,” Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (2002). ↩︎
- Deniz Akgül, “Bacıyan-ı Rum’un Günümüze Yansıması” (Sunum, University of Illinois, 2014), 3–5. ↩︎
- Mustafa Şahin, Ortaçağ’da Kadın Örgütleri: Anadolu ve Avrupa Örneği (Yüksek Lisans Tezi, 2019), 61. ↩︎
Kaynakça
Âşıkpaşazâde. Tevârîh-i Âl-i Osman.
Akgül, Deniz. “Bacıyan-ı Rum’un Günümüze Yansıması.” Sunum, University of Illinois, 2014.
Bayram, Mikail. Bacıyan-ı Rum. Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları, 2002.
Çubukçu, Hatice. “Bâciyân-ı Rûm ve Anadolu Tasavvufundaki Yeri.” FSM İlmî Araştırmalar 5 (2015): 217–229.
Ebu’l-Ferec. Tarih. Çevrim içi aktarımlar için bkz. Bayram, Bacıyan-ı Rum.
Hacıgökmen, Mehmet Ali. “Ankara Ahilerinin Ticarî Faaliyetleri ve Baciyân-i Rûm Hakkında Bir Araştırma.” Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (2002).
İbn Battuta. Seyahatnâme. Çevrim içi atıflar için bkz. Bayram, Bacıyan-ı Rum.
Köprülü, Fuad. Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1991.
Şahin, Mustafa. Ortaçağ’da Kadın Örgütleri: Anadolu ve Avrupa Örneği. Yüksek Lisans Tezi, 2019.
Taeschner, Franz. “Bacıyan-ı Rum Üzerine Görüşler.” Aktarımlar için bkz. Bayram, Bacıyan-ı Rum.
Feminist Çerçeve sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
