
Türkiye’nin birçok şehrinde coşkulu, heyecanlı, feminist isyan ve öfkeyle dolu bir 8 Mart’ı daha geride bıraktık. Bu 8 Mart’a feministler olarak, erkek devlet – tarikat işbirliğiyle katledilen kadınların ve kız çocuklarının, cezasızlık politikalarının güç verdiği erkeklerin katlettiği kadınların öfkesiyle gittik. Yoksulluğun ve kadın emeği sömürüsünün omuzlarımızda hissettirdiği yükü, LGBTİ+’lara yönelik nefretin ve beden politikalarının, emek sömürüsünün normalleştirilmesi için uydurulan aile yılının baskısını üzerimizden atmak için sokaklarda buluştuk.
İstanbul’da bu sene 24’üncüsü gerçekleşen Feminist Gece Yürüyüşü için devlet günler öncesinden Taksim’i abluka altına almıştı. Metronun kapatılmasına ve Taksim’deki neredeyse tüm sokakların başına adeta patriyarkanın bekçileri olarak dikilmiş polislere rağmen kadınlar olarak engelleri aştık, birbirimizi bulduk, sloganlarımız ve feminist isyanımızla sesimiz sokaklarda yankılandı. Birçok şehirde gerçekleşen Feminist Gece Yürüyüşlerinde, devletin tüm engellemelerine rağmen yan yanaydık. Yasaklı sokaklardan birbirini bulan, birbirinin koluna giren ve yürüyüşe ulaşan binlerce kadındık.
Bu sene Feminist Gece Yürüyüşlerinde en çok tekrar eden sloganlardan biri “Kadınlar ölürken polis neredeydi” oldu. Geçtiğimiz Şubat ayında bir günde altı kadın, erkek şiddeti sonucu katledilmişti. Öldürülen kadınların üçü boşanmak istediği için, ikisi ise boşandığı için öldürülmüştü. Bu verilerin bize gösterdiği, 6284 sayılı kanun etkin bir şekilde uygulansa, kadınların koruma talepleri gerçekleştirilse kadın cinayetlerinin önlenebileceği. Yürüyüşler boyunca enternasyonel kadın dayanışması vurgusu da oldukça kuvvetliydi. Yaşadığımız coğrafyada bir süredir devam eden savaş politikalarına karşı kadın dayanışmasının sınırları aştığını bir kez daha gördük.
Yürüyüşlerde öne çıkan bir diğer söz ise 11. Yargı Paketi ile LGBTİ+’ları hedef alan düşmanca politikalara karşıydı. Varoluşumuz ve bedenlerimiz üzerindeki kontrolü, yasaklamaları kabul etmeyeceğimizi sokaklarda bir kere daha ilan ettik. 11. Yargı Paketinden LGBTİ+’ları hedef alan hükümlerin bizlerin mücadelesi sonucu çıkarılması bir kazanım olmakla birlikte, iktidarın LGBTİ+ düşmanı politikalardan kolay kolay vazgeçmeyeceği aşikar. Öyle ki, birçok şehirde yapılan yürüyüşlerde polis, LGBTİ+ bayraklarına saldırdı ve lubunyaları hedef göstererek gözaltına aldı. Bu saldırılar karşısında birbirimizin elini bırakmayacağımızı ve mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi biliyoruz.
Kadın dayanışmasının, kızkardeşliğin, işgale ve savaşa karşı feminist mücadelenin vurgulandığı dövizler ve sloganlar bu sene de ön plandaydı. Biz de sokaklarda birbirimizin gözünün içine bakarak hissettiğimiz, paylaştığımız bu gücü, isyanı birkaç fotoğrafla derlemek istedik. Yaşasın 8 Mart, yaşasın feminist mücadelemiz!










fotoğraf: alparslanayd.n
Feminist Çerçeve sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
