Rozana Urkun

Ozan Güven, eski sevgilisini darp etmekten iki yıl üç ay hapis cezasına çarptırılıp bu cezanın da kırk beş gününü cezaevinde geçireceğini öğrenince anında bir basın toplantısı düzenleyerek bize gerçek bir erkeklik dersi verdi. Konuşmayı izlemenin tüm kadınlar için zorluğu bir yana, şiddete maruz kalanlar için, bir şiddet failinin başkalarına anlatacağı muhtemel argümanları dinlemek gerçekten tetikleyici. Ozan Güven’in kamera karşısındaki rahatlığı “Ben Ozan Güven’im, beni kaç yıldır tanıyorsunuz, böyle bir şey yapabilir miyim?” soruları, toplumda şiddet faili erkeklere sağlanan konforun bir göstergesi aslında. Fail erkekler her şey olabiliyor ama hiçbir zaman yeterince rezil olamıyor. Yaptıklarıyla yüzleşmiyorlar, çünkü itibarlarından bir şey kaybetmiyorlar. Konumlarına, sahip olduklarına ve tabii ki erkek dayanışmasına güvenen erkekler ve onların itibari asla sarsılmıyor.
Basın toplantısında soruları soran gazetecilerin hepsi erkekti. Orada bulunan herhangi bir kadın gazetecinin Ozan Güven’in uyguladığı, belgelerle ve doktor raporlarıyla ispatlanmış failliğini yüzüne vurmasını çok isterdim. Muhtemelen orada bulunan kadınlar duydukları karşısında şok geçiriyor ya da tanık oldukları erkeklik şovunun gerçek olup olamayacağını sorguluyorlardı.
“Beni en iyi siz tanıyorsunuz” diyor Güven. Evet, çoğu kadın da kendisine şiddet uygulayan erkekleri zaten çok yakından tanıyor. Kadınlar en çok babasından, abisinden, akrabalarından, partnerlerinden, kısaca en yakınındaki erkekten şiddet görüyor. Hepimiz bildiği gibi, “beni tanıyorsunuz, ben şiddet uygulamam” argümanı kadınların şiddete uğrama sıklığı karşısında hiçbir anlam ifade etmiyor. Burada büyük bir erkek aymazlığı var. Patriyarkanın bile çoğu zaman erkeklerden yana karar verdiği mahkemelerde ceza alan bir adam, pişkince bir kadına asla şiddet uygulamayacağını iddia edebiliyor.
Fail Erkekler ve Kadınların Konuşulmayan İtibarı
Erkeklerin uyguladığı şiddeti aklarken en büyük dayanakları, kadınları suçlamak ve itibarsızlaştırmak. Çünkü onların her zaman kaybedecek bir şeyi var: Bir itibarı, kariyeri, şiddet uygulamayacağına yönelik “dayanakları”. Kadınlar ise iftiracı, yalancı, erkeklere komplo kurmak için nefes alan varlıklar olarak görülüyor. Kadınların itibarı, saygınlığı, hayatı o kadar önemsiz ki; daha önce yaşadığı ilişkilerden örnekler veriliyor, “o zaten böyleydi.” deniyor. Bir kadının itibarıyla, dik duruşuyla şiddete karşı susmaması ve şiddetin suçlusunun kendisi olmadığını bilmesi, ne yazık ki bu karalamayı engellemeye yetmiyor.
Güven’in akıllara durgunluk veren en iddialı cümleleriyse şunlar: “Bir kadının canı ne olabilir ki? Ben dövsem hayatta kalması mümkün değildi. Benim hikayem namuslu, ben bu kadını dövsem dövdüm derdim, götürürdüm babasına.” Nasıl yani? Kadınlar olarak şiddet görmemiz yetmiyor, bir de babalarımıza teslim edilmeye uygun görülüyoruz. Adam açıkça, bir kadını dövse bunu hiçbir sorun yokmuş gibi itiraf edeceğini söylüyor.
Ayrıca şiddetin ve dayağın sınırlarını da çiziyor bize; neyin şiddet olduğunu, bir kadının canının hangi dozda şiddete dayanabileceğini tarif ediyor. Kendine acınası bir güvenle yapılmış bu konuşma tam anlamıyla bir mansplaining örneği.
Bu hikayeler bize çok tanıdık. Kadını malı gibi görüp şiddet uygulayan, istediği noktada babasına “iade edebileceğini” düşünen erkeklerle yaşıyoruz. Üstelik bu adamlar sektörleri, medya ve hatta potansiyel diğer şiddet failleri tarafından korunuyor.
Ağustos ayında, 7 Kocalı Hürmüz oyununda Ozan Güven’in yer almasına kadınlar tepki gösterdiğinde, kimse oyundan Ozan Güven’i çıkarmadı. Oyunun açıklamasında Ozan Güven’in “affını istediği” söylendi; şiddet faili bir adama emekleri için teşekkür edildi. Sanki bir iftira ve karalama süreci varmış da, biz de komplocu ve linçci bir kadın güruhu olarak -bence kafalarında tam olarak böyleyiz- masum bir erkeği işinden ekmeğinden ediyormuşuz.
Bu sadece Ozan Güven’in olayında karşılaştığımız bir durum değil. 2018’de Ahmet Kural’ın da bir kadına şiddet uyguladığını ve ceza aldığını görmüştük. O dönem feminist hareketin ısrarıyla tepki görmüş olsa da, yıllar sonra 2024’te her şey unutulmuşçasına Gassal dizisiyle şiddet faili Ahmet Kural’ı yeniden ekranlarda gördük.
Erkekler biliyor: Şiddet uygulasalar da birkaç yıl sonra her şey unutulacak ve yine ekranlara, sahnelere, gündelik hayatlarına devam edebilecekler. Bu cezasızlığın ve erkek şiddetini aklama kültürünün bir sonucu. Ama biz kadınlar unutmuyoruz. Kadınlar erkek egemen sektörlerden kolayca silinebilirken, erkeklerin şiddet failliğinden bu kadar kolay sıyrılmasına izin vermeyeceğiz.
Özel Alandaki Şiddet Görünmez Değil
Bu olaydaki darp raporlarına ya da kadının beyanlarına ayrıntılı olarak girmeyeceğim. Zaten hepimiz yaşananları biliyoruz, görüyoruz, çoğu zaman kendimiz de yaşıyoruz. Özel alanda yaşadığımız şiddeti mahkemelerde ispatlamanın zorluğu bir yana, bunu kendi çevremizle bile “Ama emin misin, o böyle bir şey yapmaz” cümlesini duyma korkuyla paylaşamıyoruz.
Özetle, Ozan Güven’in bu erkeklik şovunun ve sarsılmaz itibarının arkasındaki güç, erkek egemenliğinin bir adamın kariyerinin alaşağı olmasına asla izin vermemesi. Ama o günler geride kalıyor artık. Güven ve benzerlerinin güvendiği yegane şey buydu ancak kadınların ortak yaşanmışlıkları arasında kurduğu bağ ve dayanışma, bu erkeklerin ellerini kollarını sallayarak hayatlarına devam etmesine artık izin vermiyor.
Bir kadının ne kadar canı varsa, her zerresini korumak için buradayız. Erkeklerin bizi şiddet nesnesi haline getirmesine izin vermiyoruz.
Erkekleri korkutan feminist ifşalar ve bu mücadele gerçekten çok güçlü. Artık failler, en azından kendi küçük çevrelerinde bile ifşa edilecekleri ihtimalinden korkuyor. Çünkü kaybetmek istemedikleri şey belli: eril itibarları. Bir erkeğin ne kadar saygın, güçlü ve tanınmış olduğu, onun şiddet faili olmasının önünde bir engel değil. Aksine bu şiddeti aklamak ve kadınlarla dalga geçer gibi açıklamalar yapmak için daha çok sebep veriyor.
Artık erkeklerin yere batasıca itibarlarını değil, erkek şiddetinin ne denli normalleştirildiğini ve hasıraltı edilmesine izin vermediğimizi daha çok konuşacağız.
Feminist Çerçeve sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
