Hande Ortaç’ın SUS Romanı: Şiddet, Adalet ve Hakikat

Dilan İpek “Bir av partisinin en masumu avın ta kendisi değil midir? Avcı silah kuşanır. Ganimetlerin doğal ortamına sızar. Ona hissettirmeden yaklaşmak, onu iyice görmek, aman ha görünmemek için kamuflajını kuşanır. Mutlak sessizlik ister. Duyulmaması mühimdir. Etrafındaki her şeyi susturur. Şşt! Av başladı bile. Kulaklarımız sağır olana kadar susalım.” Bu sözlerle başladı Hande Ortaç’ın Sus romanı. Av metaforu, üzerine düşünülmesi gereken bir anlatım biçimi biz … Okumaya devam et Hande Ortaç’ın SUS Romanı: Şiddet, Adalet ve Hakikat

Hafızanın Tekerine Çomak Sokmak

Gözde Çelik Verónica Raimo’nun Yalan Dolan’ı, bizi daha ilk sayfada tuhaf bir huzursuzluğa davet ediyor. Anlatılanın ne kadarı doğru, ne kadarı abartı, ne kadarı tamamen uydurma? Ama belki de zaten asıl soru bu değil. Çünkü Raimo’nun derdi, hayatını dosdoğru bir çizgiyle aktarmak ya da hafızasının sadakatini kanıtlamak değil. Tam tersine, gerçeğin kendisi kadar gerçeği anlatma zorunluluğuyla da alay etmek. Özellikle de kadınların hayatını anlatırken taşıdığı … Okumaya devam et Hafızanın Tekerine Çomak Sokmak