Feminist Bir Öz Savunma Yöntemi Olarak İfşa

Rozana Urkun Birkaç gündür sosyal medyada erkek fotoğraf sanatçılarına yönelik ifşalar gündemde. Tacize uğrayan kadınlar yaşadıklarını çeşitli platformlarda açıkladı, ardından ifşa edilen isimlerin sayısı bir çığ gibi büyüdü. 2017 yılında sinema sektöründeki kadınların maruz kaldığı cinsel saldırı ve tacizlere karşı örgütlenen #MeToo hareketiyle yoğun biçimde tartışılan ifşa yöntemi, ülkemizde de #SusmaBitsin etiketiyle yankı bulmuştu. Güncel ifşalar, sinema ve TV sektörü dışındaki alanlarda da kadınların tacize … Okumaya devam et Feminist Bir Öz Savunma Yöntemi Olarak İfşa

Retinol Kullansak da mı Yaşlansak, Kullanmasak da mı Yaşlansak?

Dilan İpek Bugün aynaya her zamankinden uzun baktım. Biraz yaklaştım, biraz daha yaklaştım, biraz yana döndüm, sonra uzaklaştım birkaç kez bunları tekrar ettim. Emin olamadım. Eski fotoğraflarımı bulmaya çalıştım. Tabii ki değişiyordum, değişecektim ama değişen tam olarak neydi? Bunu görmek istiyordum. Alnım mı kırışmıştı?  Saçlarım mı beyazlamıştı?  Kollarım mı sarkmıştı?  Ne olmuştu bana?  Sadece dünya dönüyor ve neyle, kimin ölçtüğünü bilmediğim zaman geçiyor diye ben … Okumaya devam et Retinol Kullansak da mı Yaşlansak, Kullanmasak da mı Yaşlansak?

Tekno Partideki Köylü: İç Sıkıntılarına Yolculuk

Nebiye Arı *Bu yazı, yazarın Yan Odadaki Ses isimli Podcast serisinin “Tekno Partideki Köylü” bölümünün yazılı halidir. Podcast’i dinlemek için: https://open.spotify.com/episode/3fcTn4p5k9U7y47ORcVL9F?si=a49479714a6b42ff İnsan mutlu olunca “içi içine sığmaz” diyorlar ama benim sıkıntım sığmıyor pek içime.Sürekli bir çıkış noktası arıyor kendisine. Bazen denize dökülen bir atık borusu gibi, insan sağlığına zararlı etkileriyle boşanıveriyor. Üstelik ne maddi ne de manevi kazancı var bu işin. Bazen midende İbrahim ateşlere … Okumaya devam et Tekno Partideki Köylü: İç Sıkıntılarına Yolculuk

“Kadın Bilinci, Erkek Dünyasına Sığmaz.’’

Berfin Büyükertaş Bazı kitaplar yalnızca okunmaz; yaşanır, hissedilir, unutulmaz. “Kadın Bilinci, Erkek Dünyası”, sosyalist feminizm ile ilk tanıştığım yıllarda okuduğum kitaplardandı. Kadınların suskunluğunu kelimelere, bastırılmış öfkelerini paragraflara dönüştüren bir metin. Sadece akademik değildi; kalpten, bedenden, sokaktan ve mutfaktan konuşuyordu sanki. Çünkü kadın bilinci, yalnızca düşünsel değil, yaşamsal bir meseledir. “Kadınlar çoğu zaman ne hissettiklerini bilseler bile, bu hislerin nedenini anlamlandıracak sözcüklere sahip değildir.” Bu cümleyle … Okumaya devam et “Kadın Bilinci, Erkek Dünyasına Sığmaz.’’

Yaşasın Bacı Dayanışması

Dilan İpek Kadın kadının neyidir? Bu soruya verilen çeşitli cevaplar mevcut ama esas cevabı bizim vermemiz gerekir.  ‘’Kadın kadının kurdudur.’’ ifadesini neredeyse herkes duymuştur. Kadınlar arası rekabete, arkadan kuyu kazmaya, güvenmemeye dair birçok anlam ilişkisi kurularak söylenmiştir bu söz. Ama ya işin aslı öyle değil desek?   Bu sözün orijinal hali ‘’İnsan insanın kurdudur.’’ (Homo homini lupus est) şeklindedir. Antik Romalı oyun yazarı Titus Maccius Plautus … Okumaya devam et Yaşasın Bacı Dayanışması

Kahraman Hep O… Peki Biz Kimin Hikayesini Dinliyoruz?

Sabriye Akkul Bir varmış bir yokmuş, bir kahraman varmış. Hep o varmış. O anlatmış, o kurtarmış, o yolculuğa çıkmış, o bu uğurda dağ tepe aşmış, o mağdur olmuş. Peki ya biz? Biz ne zaman hikayeye dahil olabildik? Masalların, romanların, filmlerin, devrim hikâyelerinin, direniş mitinglerinin, hatta sosyal medya anlatılarının bile başrolünde o vardı. Üstelik sadece başrolde değil; kameranın arkasında, anlatının merkezinde, mağduriyetin vitrininde de hep o … Okumaya devam et Kahraman Hep O… Peki Biz Kimin Hikayesini Dinliyoruz?

Duygularımı Nereye Koyacağımı Bilemiyorum

Rozana Urkun Duygularımız her geçen gün değersizleşiyor olabilir mi? En azından kadınlar için uzun zamandır böyle. Duygular, duygulanımlar, duygusal olma hali genellikle kadın olmakla ilişkilendirilir zaten. Duygu ve akıl arasındaki tarihsel çatışmada erkek rasyonellik ve akılla ilişkilendirilirken kadınlar duygusallıkla ilişkilendirilmiştir. Duygusal olmak dışında duygusal olarak emek vermek de çoğunlukla kadınların görevi. Kapitalist patriyarka, kadınların sırtına yüklediği duygusal emeği görünmez kılarak bu duygusal emeği hem sömürür … Okumaya devam et Duygularımı Nereye Koyacağımı Bilemiyorum

Ücretimiz Eşit Değil, Peki Ya İşimiz?

Berfin Büyükertaş Ergenliğimden beri çalışan, çalışmak zorunda kalan bir kız çocuğu/genç kadın olarak; çok yönlü proleter kimliğimi ve çalışma deneyimlerimi neden 1 Mayıs’a giderken paylaşmayayım, dedim. Benim kariyerim (!) sokak aralarında ucuz market broşürleri dağıtmaktan, zincir markette kasiyerlik yaparken müşteriden dayak yiyip işten atılmaya varan, oldukça “özel” heyecanlarla dolu. Çok uluslu bir şirkette beyaz yakalı olarak çalışırken, vardiya dönerken devrimci şarkılarla sınıf kinimi perçinleyen de … Okumaya devam et Ücretimiz Eşit Değil, Peki Ya İşimiz?

Kadın Bedeni Üzerinde İktidar ve Doğum Politikaları

Sabriye Akkul – Gözde Çelik Bir cümle, bir sabah ansızın sosyal medyada dolaşıma girdi. Futbol maçında açılan pankartta “Doğal olan normal doğumdur” yazıyordu. Kısacık ama oldukça tanıdık. Ve bu kadar tanıdık olması ise tesadüf değil. Son yıllarda doğurganlık oranlarındaki düşüş üzerinden yeni bir gündem inşa edilmeye başlandı. Kadınların ne zaman, nasıl ve kaç çocuk doğurması gerektiği yeniden konuşuluyor. Kadın bedeni, doğurganlık potansiyeli ile birlikte bir … Okumaya devam et Kadın Bedeni Üzerinde İktidar ve Doğum Politikaları

Dedikodu Ya Da Feminist Bilgi Ağı

Dilan İpek Şimdi herkesin merakla beklediği dedikodu zamanı… (alkış, konfeti) Dedikoduyla ilgili onlarca şey duymuş, okumuşuzdur. Geçmişi o kadar geriye gidiyor, etkileri o kadar saymakla bitmiyor ki belki de ne kadar konuşsak az kalır. Biz yine dilimiz döndüğü kadar konuşmaya niyetlendik. Ama malum ‘’dedikodu kadınların işi’’ olduğu için dilimiz de baya bir dönüyor desek abartmayız sanıyorum. Gossip İngilizce’de dedikodu kelimesinin karşılığı olarak kullanılıyor. Gossip veya … Okumaya devam et Dedikodu Ya Da Feminist Bilgi Ağı