Kutsal Değil, Alışıldık: Holy Spider ve Tanıdık Erkek Şiddeti

Nihal Ağaoğulları

Holy Spider’ı izlerken yalnızca bir adamın kadınları öldürmesini değil, bu cinayetlerin nasıl bir toplumsal düzen içinde mümkün kılındığını da görüyoruz. İran’da geçen hikâye, ilk bakışta yerel görünebilir ama aslında fazlasıyla tanıdık. Her sahnesi, kadın düşmanlığının ne kadar evrensel, ne kadar içselleştirilmiş ve sıradanlaştırılmış olduğunu yeniden hatırlatıyor.

Ancak izlerken şu soru sürekli aklımda dönüp durdu: Neden bu kadar ağır ve yapısal meseleyi anlatan bir filmde, biz yine bir erkeğin gözündeyiz? Neden bunca acıyı, korkuyu ve yok sayılmayı yine bir erkeğin zihninden izliyoruz? Kadınlar ya kurban ya da sembol. Fail merkezde, kadınlar ise arka planda silikleşiyor.

Film sorular soruyor ama cevaplar vermiyor. Çünkü cevap zaten ortada: Bu hikaye bir adamın değil, bir yapının hikayesi. Ama film o yapıyı anlatırken bile yine aynı yapının bakışını sürdürüyor. Kadınlar adına söz kuruluyor, ama kadınların kendisi o sözün öznesi olamıyor.

Görünürde bir seri katilin hikayesini izliyoruz. Ama asıl suç mahalli, patriyarkanın ta kendisi. Medyadan yargıya, aileden dine kadar neredeyse tüm kurumlar ya susarak ya da doğrudan destek vererek bu şiddeti örgütlüyor. Kadınların hayatı değersizleştirilirken, erkeklik kutsanıyor. Film bu çarpıklığı açığa çıkarmaya çalışıyor, evet, ama bunu yaparken erkek anlatısına fazlaca alan tanıyor.

Kadınlar filmde iki ucun arasında sıkışmış: Ya kutsalsın ya günahkar. Ya makbulsün ya yok edilmesi gereken. Her iki durumda da kadınlar insan olarak değil, sembol olarak var. Seks işçileri, sistemin “fazlalık” olarak gördüğü, adı sanı olmayan figürler. Ne hikayeleri anlatılıyor, ne geçmişleri var. Toplum onları çoktan gözden çıkarmış, bu yüzden ölümleri sarsmıyor. Çünkü zaten hiç tam olarak “var” olmamışlar.

Bu yok sayılma hali yalnızca “ahlaksız” görülen kadınlara özgü değil. Filmde Rahimi karakteri bu noktada önemli bir çatlak gibi görünüyor. Seks işçilerinden farklı bir sınıfsal ve kültürel konumda olsa da, sistem ona da aynı şüpheyle yaklaşıyor. Medya içinde küçümseniyor, otelde yer bulamıyor, erkek meslektaşlarının tacizine maruz kalıyor. Yalnızca işini yapmaya çalışması bile tehdit olarak algılanıyor. Film bu yanıyla, “makbul kadın” olmanın bile kadınları korumadığını göstermeye çalışıyor. Ama Rahimi’nin hikayesi de tam anlamıyla derinleşmiyor, tıpkı diğer kadınlar gibi o da erkeğin gölgesinde kalıyor.

Saeed ise film boyunca merkezde. Onun sıradanlığı, delirmiş olmayan hâli, “temizlik” misyonuyla sokağa çıkışı uzun uzun anlatılıyor. Elbette bu sıradanlık meselesi önemli. Erkek şiddeti genellikle “patolojik” bireylerle açıklanıyor ama film bunun toplumsal bir ürüne dönüşmüş halini göstermeye çalışıyor. Ancak ne anlatıldığından çok, kimin anlatıldığına odaklanan bir kurguya dönüşünce anlatının dengesi şaşıyor. Çünkü asıl anlatmamız gereken, o erkek değil; onun gölgesinde kalan kadınlar.

Mahkeme salonunda bile Saeed’in değil, öldürülen kadınların “ahlakı” sorgulanıyor. Toplum, failin değil, kurbanın hesabını soruyor. Cinayetler tek tek işlenmiş olsa da, bu yargılamalar bize bir şey gösteriyor: Sessizlik, suça ortak oluyor. Failin ellerinden daha kirli bir şey varsa, o da toplumsal suskunluk.

Filmin en rahatsız edici anlarından biri Saeed’in oğlunun şu sözleri: “Babam ceza almış olabilir ama birileri elbet bu kadınları yine temizleyecek.” Bu sadece bir çocuğun cümlesi değil; patriyarkanın nasıl kuşaktan kuşağa aktarıldığının çıplak ifadesi. 

Ve film biterken geriye sadece yorgunluk kalıyor. Çünkü izlediğimiz şey bize yeni değil. Gerçek hayatta kadınların nasıl susturulduğunu, nasıl görünmez kılındığını, nasıl öldürüldüğünü defalarca gördük. Bu hikayeyi zaten yaşıyoruz. İzlediğimiz şey sadece yeni bir versiyon.

Holy Spider, rahatsız edici bir olay örgüsü anlatıyor ama bu rahatsızlık artık sıradan. Ve belki de en büyük eksiklik burada: Bu kadar yakıcı bir meseleyi, yine erkek merkezli bir bakışla anlatmak. Yine kadınları kenarda bırakmak.

Anlatılan şey bizim gerçeğimiz. Ama anlatan hala başkası. Biz kendi hikayelerimizi kendimiz anlattıkça, yalnız sinemayı değil, bu düzeni de değiştireceğiz. Çünkü unutmamak gerek: Fail erkek hasta değil, ataerkinin sağlıklı oğludur.


Feminist Çerçeve sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın