Akşam Yemeği Daveti: Kadınların Anıtı

Gözde Çelik Sanatın değerlendirilmesinde başat etken nedir? Yetenek mi? Deha mı? Belki hepsi, belki de hiçbiri… Ama bildiğimiz bir şey var ki, sanatın değerlendirilmesinde başrole sahip olan bu birkaç esas kurumsallaşmış erkek egemen bakış açısından başka bir şey değil. Bu bakış açısının nezdinde ortaya çıkanlar da, erkeklerin ürettikleri eserlerin, onların düşünce ve dünyalarının ölçütüdür. Bu sebepledir ki, erkek dünyasında kurgulanmış sanat ortamı ya kadınları dışlamış, … Okumaya devam et Akşam Yemeği Daveti: Kadınların Anıtı

Yaşasın Bacı Dayanışması

Dilan İpek Kadın kadının neyidir? Bu soruya verilen çeşitli cevaplar mevcut ama esas cevabı bizim vermemiz gerekir.  ‘’Kadın kadının kurdudur.’’ ifadesini neredeyse herkes duymuştur. Kadınlar arası rekabete, arkadan kuyu kazmaya, güvenmemeye dair birçok anlam ilişkisi kurularak söylenmiştir bu söz. Ama ya işin aslı öyle değil desek?   Bu sözün orijinal hali ‘’İnsan insanın kurdudur.’’ (Homo homini lupus est) şeklindedir. Antik Romalı oyun yazarı Titus Maccius Plautus … Okumaya devam et Yaşasın Bacı Dayanışması

Kızlar Arasındaki Kıskançlık: Simone de Beauvoir ve Elena Ferrante Üzerinden Felsefi Bir İnceleme

Talia Fell Çeviren: Sabriye Akkul Özet Bu makalede, kız çocukluğu dönemindeki arkadaşlıklarda ortaya çıkan kıskançlığı felsefi olarak incelemek amacıyla Simone de Beauvoir ile Elena Ferrante’nin çalışmalarını bir araya getiriyorum. İki farklı kıskançlık türünü karşılaştırıyorum: Beauvoir’ın İkinci Cins (2011) adlı eserinde nesne-varlık konumundaki kızlar arasında betimlediği yıkıcı kıskançlık ile, Ferrante’nin Napoli Romanları (2012–2015) serisinde Lenu’nun Lila ile ilişkisi ve Beauvoir’ın Uslu Bir Kızın Anıları (1963) ile … Okumaya devam et Kızlar Arasındaki Kıskançlık: Simone de Beauvoir ve Elena Ferrante Üzerinden Felsefi Bir İnceleme

Sevgili Günlük Yoldaş

Babamın gençliğinden kalma haki parkamı çektim üzerime, örgütlü olduğum zamanlardan kalma birkaç hadiseden bahsedeceğim sana. Aslında aklımda maziyi deşmek yoktu lakin geçenlerde duyduğum ve günlerce aklımda “neden, nasıl” sorusunun dolanmasına sebep olan bazı sinir harpleri yaşadım. Bu arada aslında annemin gençliğinden kalsa onun parkasını giymeyi tercih ederdim. Annem sosyalist olmanın parka giymekten ibaret olmadığını düşünmüş olacak ki dönemin devrimci modasına uymayı tercih etmemiş. Hem belki … Okumaya devam et Sevgili Günlük Yoldaş