Baskıcı Övgüden İlerici Övgüye: Baskı Altındaki Koşullarda Övgü Ne Zaman, Nasıl ve Neden Yapılır?

Hannah McHugh Çeviren: Esra Toplu Özet Ahlaki sorumluluk teorileri, çoğu zaman övgünün, suçlamanın gerektirdiği şekilde bir gerekçelendirmeye ihtiyaç duymadığını varsaymıştır. Son zamanlardaki baskıcı övgü açıklamaları, bunun aksini savunmuş ve baskıcı övgünün baskıcı normları izlediğini ve pekiştirdiğini göstermiştir. Baskıcı övgü sorununa yönelik mevcut çözümler, ya övgüyü yeniden dağıtmayı ya da özgürleştirici amaçlara hizmet edecek şekilde yönlendirmeyi hedeflemiştir. Bu çözümler, özgürleştirici normların zaman içinde nasıl evrildiğini ve … Okumaya devam et Baskıcı Övgüden İlerici Övgüye: Baskı Altındaki Koşullarda Övgü Ne Zaman, Nasıl ve Neden Yapılır?

Kahraman Hep O… Peki Biz Kimin Hikayesini Dinliyoruz?

Sabriye Akkul Bir varmış bir yokmuş, bir kahraman varmış. Hep o varmış. O anlatmış, o kurtarmış, o yolculuğa çıkmış, o bu uğurda dağ tepe aşmış, o mağdur olmuş. Peki ya biz? Biz ne zaman hikayeye dahil olabildik? Masalların, romanların, filmlerin, devrim hikâyelerinin, direniş mitinglerinin, hatta sosyal medya anlatılarının bile başrolünde o vardı. Üstelik sadece başrolde değil; kameranın arkasında, anlatının merkezinde, mağduriyetin vitrininde de hep o … Okumaya devam et Kahraman Hep O… Peki Biz Kimin Hikayesini Dinliyoruz?

Duygularımı Nereye Koyacağımı Bilemiyorum

Rozana Urkun Duygularımız her geçen gün değersizleşiyor olabilir mi? En azından kadınlar için uzun zamandır böyle. Duygular, duygulanımlar, duygusal olma hali genellikle kadın olmakla ilişkilendirilir zaten. Duygu ve akıl arasındaki tarihsel çatışmada erkek rasyonellik ve akılla ilişkilendirilirken kadınlar duygusallıkla ilişkilendirilmiştir. Duygusal olmak dışında duygusal olarak emek vermek de çoğunlukla kadınların görevi. Kapitalist patriyarka, kadınların sırtına yüklediği duygusal emeği görünmez kılarak bu duygusal emeği hem sömürür … Okumaya devam et Duygularımı Nereye Koyacağımı Bilemiyorum

Sevgili Günlük Yoldaş

Babamın gençliğinden kalma haki parkamı çektim üzerime, örgütlü olduğum zamanlardan kalma birkaç hadiseden bahsedeceğim sana. Aslında aklımda maziyi deşmek yoktu lakin geçenlerde duyduğum ve günlerce aklımda “neden, nasıl” sorusunun dolanmasına sebep olan bazı sinir harpleri yaşadım. Bu arada aslında annemin gençliğinden kalsa onun parkasını giymeyi tercih ederdim. Annem sosyalist olmanın parka giymekten ibaret olmadığını düşünmüş olacak ki dönemin devrimci modasına uymayı tercih etmemiş. Hem belki … Okumaya devam et Sevgili Günlük Yoldaş

Bir Femvertising* Örneği: Barbie

Sabriye Akkul 2023 yazında vizyona giren Barbie ve Oppenheimer filmleri eş zamanlı olarak izleyiciyle buluştu. İki filmin vizyona girmesiyle birlikte sosyal medyada filmlerin kıyaslamalarını, Barbie filmine giderken hazırlanan kombinleri ve elbette atom bombasının kullanımıyla ilgili tartışmaları içeren videolar gündemdeydi. İki filmin popülerliği, hem viral olan videolarla, akımlarla hem de ana akımdaki olumlu eleştiriler ile gün geçtikçe arttı. Aslında iki filmde biri tarihsel, biri kurgu olmak … Okumaya devam et Bir Femvertising* Örneği: Barbie

Ücretimiz Eşit Değil, Peki Ya İşimiz?

Berfin Büyükertaş Ergenliğimden beri çalışan, çalışmak zorunda kalan bir kız çocuğu/genç kadın olarak; çok yönlü proleter kimliğimi ve çalışma deneyimlerimi neden 1 Mayıs’a giderken paylaşmayayım, dedim. Benim kariyerim (!) sokak aralarında ucuz market broşürleri dağıtmaktan, zincir markette kasiyerlik yaparken müşteriden dayak yiyip işten atılmaya varan, oldukça “özel” heyecanlarla dolu. Çok uluslu bir şirkette beyaz yakalı olarak çalışırken, vardiya dönerken devrimci şarkılarla sınıf kinimi perçinleyen de … Okumaya devam et Ücretimiz Eşit Değil, Peki Ya İşimiz?

Kadın Bedeni Üzerinde İktidar ve Doğum Politikaları

Sabriye Akkul – Gözde Çelik Bir cümle, bir sabah ansızın sosyal medyada dolaşıma girdi. Futbol maçında açılan pankartta “Doğal olan normal doğumdur” yazıyordu. Kısacık ama oldukça tanıdık. Ve bu kadar tanıdık olması ise tesadüf değil. Son yıllarda doğurganlık oranlarındaki düşüş üzerinden yeni bir gündem inşa edilmeye başlandı. Kadınların ne zaman, nasıl ve kaç çocuk doğurması gerektiği yeniden konuşuluyor. Kadın bedeni, doğurganlık potansiyeli ile birlikte bir … Okumaya devam et Kadın Bedeni Üzerinde İktidar ve Doğum Politikaları

Dedikodu Ya Da Feminist Bilgi Ağı

Dilan İpek Şimdi herkesin merakla beklediği dedikodu zamanı… (alkış, konfeti) Dedikoduyla ilgili onlarca şey duymuş, okumuşuzdur. Geçmişi o kadar geriye gidiyor, etkileri o kadar saymakla bitmiyor ki belki de ne kadar konuşsak az kalır. Biz yine dilimiz döndüğü kadar konuşmaya niyetlendik. Ama malum ‘’dedikodu kadınların işi’’ olduğu için dilimiz de baya bir dönüyor desek abartmayız sanıyorum. Gossip İngilizce’de dedikodu kelimesinin karşılığı olarak kullanılıyor. Gossip veya … Okumaya devam et Dedikodu Ya Da Feminist Bilgi Ağı

Bizim Evde İş Hiç Bitmez

Dilan İpek Çamaşır, bulaşık, yemek, ütü, sil, süpür, topla, katla… Sabah gözümü bir açıyorum sanki maraton koşucusuyum da zamanla yarışıyorum. Çocukları tek seferde kaldırabilirsem ne mutlu, sonra kahvaltı hazırlamam lazım, aç açına okula gidilir mi hiç? Çocuklar gitti şükür, onlar gidince evde tempo bir düşüyor, sonra bir yanım diyor ki, gir yatağa biraz daha kestir ama diğer yanım tek tek biriken işleri sayıyor, resmen izin … Okumaya devam et Bizim Evde İş Hiç Bitmez

Sıdıka Su Aşk Üzerine Düşünüyor

Sevgili günlük, Masayı hazırladım, vakit kerahat vaktidir; aşk konuşacağız! Normalde aşktan değil aşık hissetmemekten bahsedecektim ama bu kadar kerahat vakitli, masa hazırlamalı gaz bir giriş yapınca aşktan konuşmak gerekliliği hasıl oldu. Aşk nedir sevgili günlük, hala tam olarak bilemiyorum. Aşk hayatımı özetlemem gerekirse; biseksüel bir kadın olduğum için yarı legal yarı illegal, yüzde yüz bedbaht. Aşkın zaten bu kadar zor ve karmaşık olması yetmemiş olacak … Okumaya devam et Sıdıka Su Aşk Üzerine Düşünüyor