Ey Günlük
Bir kitapta okumuştum, “aşktan öte ne var?” diye soruyordu. Bu soruyla karşılaştığım zaman daha aşk dehlizlerinde yüzmediğim için içim ısınmıştı. Şimdi tekrar bakınca aşkın korkutucu tarafları üzerine düşünüyorum. Geçen sana Leyla olduğumdan, aşka düştüğümden bahsetmiştim detaylarına girmeden. Öylesine bir detaylara girmemek değildi o, detaylara girmekten korkmakla da ilgiliydi biraz. Yetkililer söylesin; bu kadar yoğun, bu kadar büyük duygularda gezinmenin kalp sağlığı açısından tehlikesi var mı? … Okumaya devam et Ey Günlük
Sıdıka Geceleri Dondurma Yiyor
Sevgili günlük, Sana da hiç soramıyorum; naber, nasılsın? Var mı hayatında birileri (benim dışımda), bu kadar parçalı olmak nasıl bir duygu? Yanlış anlama, kendimi çok bütünlüklü bulduğumdan değil, senin sayfa sayfa bölünmüşlüğünün bu kadar aşikar oluşundan. Yoksa sana yazmak, kendi parçalarımı aşikar mı kılıyor? Böyle anlamların mı var acaba? Bir ara terapistime sorayım. Ben iyiyim, sana yazamadım bir süre; belki kendimi bütünlüklü tutmaya çalışma refleksimdendir. … Okumaya devam et Sıdıka Geceleri Dondurma Yiyor
Akşam Yemeği Daveti: Kadınların Anıtı
Gözde Çelik Sanatın değerlendirilmesinde başat etken nedir? Yetenek mi? Deha mı? Belki hepsi, belki de hiçbiri… Ama bildiğimiz bir şey var ki, sanatın değerlendirilmesinde başrole sahip olan bu birkaç esas kurumsallaşmış erkek egemen bakış açısından başka bir şey değil. Bu bakış açısının nezdinde ortaya çıkanlar da, erkeklerin ürettikleri eserlerin, onların düşünce ve dünyalarının ölçütüdür. Bu sebepledir ki, erkek dünyasında kurgulanmış sanat ortamı ya kadınları dışlamış, … Okumaya devam et Akşam Yemeği Daveti: Kadınların Anıtı
Yaşasın Bacı Dayanışması
Dilan İpek Kadın kadının neyidir? Bu soruya verilen çeşitli cevaplar mevcut ama esas cevabı bizim vermemiz gerekir. ‘’Kadın kadının kurdudur.’’ ifadesini neredeyse herkes duymuştur. Kadınlar arası rekabete, arkadan kuyu kazmaya, güvenmemeye dair birçok anlam ilişkisi kurularak söylenmiştir bu söz. Ama ya işin aslı öyle değil desek? Bu sözün orijinal hali ‘’İnsan insanın kurdudur.’’ (Homo homini lupus est) şeklindedir. Antik Romalı oyun yazarı Titus Maccius Plautus … Okumaya devam et Yaşasın Bacı Dayanışması
Kızlar Arasındaki Kıskançlık: Simone de Beauvoir ve Elena Ferrante Üzerinden Felsefi Bir İnceleme
Talia Fell Çeviren: Sabriye Akkul Özet Bu makalede, kız çocukluğu dönemindeki arkadaşlıklarda ortaya çıkan kıskançlığı felsefi olarak incelemek amacıyla Simone de Beauvoir ile Elena Ferrante’nin çalışmalarını bir araya getiriyorum. İki farklı kıskançlık türünü karşılaştırıyorum: Beauvoir’ın İkinci Cins (2011) adlı eserinde nesne-varlık konumundaki kızlar arasında betimlediği yıkıcı kıskançlık ile, Ferrante’nin Napoli Romanları (2012–2015) serisinde Lenu’nun Lila ile ilişkisi ve Beauvoir’ın Uslu Bir Kızın Anıları (1963) ile … Okumaya devam et Kızlar Arasındaki Kıskançlık: Simone de Beauvoir ve Elena Ferrante Üzerinden Felsefi Bir İnceleme
Baskıcı Övgüden İlerici Övgüye: Baskı Altındaki Koşullarda Övgü Ne Zaman, Nasıl ve Neden Yapılır?
Hannah McHugh Çeviren: Esra Toplu Özet Ahlaki sorumluluk teorileri, çoğu zaman övgünün, suçlamanın gerektirdiği şekilde bir gerekçelendirmeye ihtiyaç duymadığını varsaymıştır. Son zamanlardaki baskıcı övgü açıklamaları, bunun aksini savunmuş ve baskıcı övgünün baskıcı normları izlediğini ve pekiştirdiğini göstermiştir. Baskıcı övgü sorununa yönelik mevcut çözümler, ya övgüyü yeniden dağıtmayı ya da özgürleştirici amaçlara hizmet edecek şekilde yönlendirmeyi hedeflemiştir. Bu çözümler, özgürleştirici normların zaman içinde nasıl evrildiğini ve … Okumaya devam et Baskıcı Övgüden İlerici Övgüye: Baskı Altındaki Koşullarda Övgü Ne Zaman, Nasıl ve Neden Yapılır?
Kahraman Hep O… Peki Biz Kimin Hikayesini Dinliyoruz?
Sabriye Akkul Bir varmış bir yokmuş, bir kahraman varmış. Hep o varmış. O anlatmış, o kurtarmış, o yolculuğa çıkmış, o bu uğurda dağ tepe aşmış, o mağdur olmuş. Peki ya biz? Biz ne zaman hikayeye dahil olabildik? Masalların, romanların, filmlerin, devrim hikâyelerinin, direniş mitinglerinin, hatta sosyal medya anlatılarının bile başrolünde o vardı. Üstelik sadece başrolde değil; kameranın arkasında, anlatının merkezinde, mağduriyetin vitrininde de hep o … Okumaya devam et Kahraman Hep O… Peki Biz Kimin Hikayesini Dinliyoruz?
Duygularımı Nereye Koyacağımı Bilemiyorum
Rozana Urkun Duygularımız her geçen gün değersizleşiyor olabilir mi? En azından kadınlar için uzun zamandır böyle. Duygular, duygulanımlar, duygusal olma hali genellikle kadın olmakla ilişkilendirilir zaten. Duygu ve akıl arasındaki tarihsel çatışmada erkek rasyonellik ve akılla ilişkilendirilirken kadınlar duygusallıkla ilişkilendirilmiştir. Duygusal olmak dışında duygusal olarak emek vermek de çoğunlukla kadınların görevi. Kapitalist patriyarka, kadınların sırtına yüklediği duygusal emeği görünmez kılarak bu duygusal emeği hem sömürür … Okumaya devam et Duygularımı Nereye Koyacağımı Bilemiyorum
Sevgili Günlük Yoldaş
Babamın gençliğinden kalma haki parkamı çektim üzerime, örgütlü olduğum zamanlardan kalma birkaç hadiseden bahsedeceğim sana. Aslında aklımda maziyi deşmek yoktu lakin geçenlerde duyduğum ve günlerce aklımda “neden, nasıl” sorusunun dolanmasına sebep olan bazı sinir harpleri yaşadım. Bu arada aslında annemin gençliğinden kalsa onun parkasını giymeyi tercih ederdim. Annem sosyalist olmanın parka giymekten ibaret olmadığını düşünmüş olacak ki dönemin devrimci modasına uymayı tercih etmemiş. Hem belki … Okumaya devam et Sevgili Günlük Yoldaş
Bir Femvertising* Örneği: Barbie
Sabriye Akkul 2023 yazında vizyona giren Barbie ve Oppenheimer filmleri eş zamanlı olarak izleyiciyle buluştu. İki filmin vizyona girmesiyle birlikte sosyal medyada filmlerin kıyaslamalarını, Barbie filmine giderken hazırlanan kombinleri ve elbette atom bombasının kullanımıyla ilgili tartışmaları içeren videolar gündemdeydi. İki filmin popülerliği, hem viral olan videolarla, akımlarla hem de ana akımdaki olumlu eleştiriler ile gün geçtikçe arttı. Aslında iki filmde biri tarihsel, biri kurgu olmak … Okumaya devam et Bir Femvertising* Örneği: Barbie
